Biyografi

Ölüme Karşı Yazan Adam – Anthony Burgess

Sevgili okur, ben dahil milyonlarca seveni olduğundan emin olduğum Anthony Burgess ile ilgili yazıya başlamadan önce Benjamin Franklin’in bir sözüne yer vermek istiyorum.

“Eğer ölür ölmez unutulmak istemiyorsanız, ya okunmaya değer şeyler yazın ya da üzerinde yazılmaya değer şeyler yapın.”

Yaşamımız sona erdikten sonra, yavaş yavaş bu dünyada unutulacağımız bir gerçek. Sonsuza kadar sürmeyecek varlığımız elbette, belki aylar, belki yıllar sonra bizi tanıyan insanlar yavaş unutacak artık bizi.Eskisi kadar üzülmeyecekler, eskisi kadar hatırlamayacaklar… Ve bizi tanıyan son insan öldüğü zaman da, neredeyse hiç yaşamamış olacağız. Benjamin Franklin’in de dediği gibi, unutulmamak istiyorsanız bir kitap yazabilirsiniz ya da bir resim çizebilir veya kimsenin daha önce yapmadığı bir şey yapabilirsiniz. Farklı olabilirsiniz, bu sizin unutulmamanızı sağlayabilir. Tabii, ‘Öldükten sonra hala hatırlanmanın önemi nedir?’ tarzında bir konu başlığında tartışmaya başlarsak konuya gelemez, işin içinden de çıkamayız.

Anthony Burgess

Kırk bir yaşındayken kendisine beyin tümörü tanısı koydular. Ve Anthony Burgess’a yalnızca 12 ay ömrünün kaldığını söylediler. Fakat o, çoğu insan gibi ümitsizliğe kapılmadı. Ya da son günlerini dolu dolu gezip tozarak harcamadı. Masasına oturdu, kâğıdını çıkarttı ve kalemini eline aldı. Yazdı. 12 aylık süreç içerisinde tam 5.5 adet roman kaleme aldı.

Neden mi?

Çünkü o öldüğü zaman geride kalacak bir eşi vardı. Anthony Burgess eşinin geleceğini garanti altına almak istedi. En iyi yapabildiği ve o anda da yapılacak en iyi şeyi yaptı o da. Roman yazdı. İşin garip tarafı, 12 ay sonra yanlış teşhis konulduğunu öğrendi. Ölmeyecekti. Aksine kendisini 76 yıllık koskoca bir ömür bekliyordu. Hasta olduğunu düşündüğü süreç içerisinde yazdığı kitapları onun tanınmasını sağladı. Hayatının kalanı da, yazarak geçti. Kendisi 50’nin üzerinde kitap bıraktı geriye.

 

Anthony Burgess

 

Yazıyı, Anthony Burgess‘ın “Otomatik Portakal” adlı kitabından alıntılarla sonlandırmak daha güzel olur sanırım.

 

 

“Hapisteki şairin dediği gibi, her insan sevdiği şeyi öldürür…”

“Beklemeyi bilen, eninde sonunda fırsatlar yakalar.”

“İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar..”

“Hapisteki şairin dediği gibi, her insan sevdiği şeyi öldürür…”

 

Makale Yazarı Mert Akbıyık

Kendi kendine yazan, çizen, çoğunluktan farklı düşünen ve insanları pek sevmeyen kimse. Selçuk Üniversitesi - Gazetecilik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir