Felsefe

Başkaldıran İnsan’dan Absürdizm

Albert Camus ve Absürdizm

Albert Camus’a daha önce en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda, araba kazasının bunlardan birisi olduğunu niteleyen Camus, ironik bir biçimde 4 Ocak 1960 yılında, Sens yakınlarındaki küçük Villeblevin adlı kasabada “Le Grand Fossard” adlı bir yerde geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmiştir. Albert Camus’un geçirdiği trafik kazası sonrasunda mantosunun cebinde bir tren bileti bulunmuştur. Muhtemelen, Albert Camus gitmek istediği yere trenle gitmeyi önceden planlayıp biletini almasına rağmen arkadaşıyla birlikte arabayla gitmeyi tercih etmişti. Kazayı yapan Facel Vega markalı otomobilin sürücüsü ve Camus’un yayımcı arkadaşı da Camus’yle birlikte hayatılarnı kaybetmişlerdir.

Doğaya başkaldırmak, kendi kendimize başkaldırmakla birdir. Başını duvarlara vurmaktır.

Albert Camus’nün felsefeye en büyük katkılarından biri, insanların yaşadıkları dünyada ne açıklık ne de anlam peşinde düşmelerinin ve aramalarının sonucunda oluşan “absürt” fikridir. Camus bu felsefesini pasifist düşüncesinden sıyrıltıktan sonra Bordoeaux’da yazdığı “Sisifos Söyleni”nde açıklamış, “Yabancı” ve “Veba” gibi romanlarında da işlemiştir.

Başkaldırıyoruz, öyleyse varız.

Aslında varoluşçuluk ile birlikte anılan “Absürdizm” diğer bir deyişle saçma veya uyumsuzluk felsefesi ile birçok yazarın ilgi odağı olmuş ve bu yazarların her birisi bu felsefi düşüncei kendisine göre yorumlamıştır. Albert Camus absürdizmin kurucusu değildir lakin bu düşünce akımında önde gelen tek kişidir.

Kutsalın ve salt değerlerin ötesinde bir davranış kuralı bulunabilir mi? Başkaldırının getirdiği soru budur.

Albert Camus’nün makalelerini okuduğunuz zaman özellikle düalizm ile karşılaşırsınız. Felsefe biliminde çeşitli öğretilerden bahsetmek için geliştirilmiş yöntem olarak adlandırılan düalizm, öğretilerinin tamamında iki temel maddeyi -genelde zıtlık- bulundurur. Bordeaux’da yazdığı “Sisifos Söyleni” adlı kitabında düalizm bir çelişki haline bürünür; bir yandan yaşama tutunarak hayatlarımıza değer vermekle uğraşırken bir diğer yandan da eninde sonunda yok olacağımızı yani öleceğimizi de bilmekteyiz. Bu çelişkiye işte absürdün ta kendisidir. Baktığımız zaman hayatımız anlamsız ve boş ise, kendi canımıza kıymaz mıyız? Camus, işte saçma kavramını burada kurar; insan yaşamının yararsızlığının bilincinde olan insan. Camus, intihardan da yana değildir. O yaşamın anlamsızlığının ve yararsızlığının yok edilemeyeceğinin bilincindedir ve bununla da savaşmaktan kaçınmaz.

Politik özgürlük kavramı; insanda,insan kavramının gelişmesini sağlar.

Albert Camus’nün Varoluşuluk ve absürdizm hakkındaki görüşleri

Kimi eleştirmenler Camus’yü kategorize etmeye çalışıp onun bir varoluşçu yahut absürdist olduğunu söylerler. Eleştirmenlerin mi yoksa Camus’nün kendi ifadesi doğru mu değil mi tartışılmakla birlikte, Albert Camus etkilenmeyi sevmediği belirterek varoluşçu olduğunu tanımına şu sözlerle karşı çıkar:

Hayır, ben bir varoluşçu değilim. Sartre ile isimlerimizin yan yana anılmasına hep şaştık. Sartre ve ben kitaplarımızı birbirimizle gerçekten tanışmadan önce yayımladık. Birbirimizi tanıdığımızda ise ne kadar farklı olduğumuzu anladık. Sartre bir varoluşçudur, benim yayımladığım tek fikir kitabı “Sisifos Söyleni”dir ve sözde varoluşçu filozoflara karşı doğrultulmuştur.

Albert Camus, bir absürdist olup olmadığı hakkında da şunları dile getirir:

Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt`ü Sisifos Söyleni`de ele alırken, bir metod arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle “tabula rasa” yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.

Makale Yazarı Onur Turalı

Düzce Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir