Felsefe

Marx’ta İnsan Doğasının Kavramı

Yahudi asıllı filozof, politik ekonomist ve devrimci olan Karl Marx’ın “insan doğası kavramı”, kendisinin özdekçilik, komünizm ve kapitalizm eleştiri ve düşüncesinde önemli yer tutan bir kuramdır. Bu kavramın yerine kullandığı “gattungswesen” ifadesi -tür-özü, varlık türü yahut tür varlığı olarak çevrilebilir- tam olarak insanların bir ölçüde kendi doğalarını oluşturma veya şekillendirme yeteneğine sahip olduklarını belirtmektedir.

İnsanın doğası kuramı ile insanı, hala yabancılaşmamış, doğa ile ve toplumla tekrardan birleşmeye muhtaç olan bir  varlık olarak gören Karl Marx‘ın 1844 yılında kendi el yazısı ile yazdığı bir notta insan doğası kavramı altında, hem birey hem de insan doğasından bahsetmiştir.

 

Karl Marx’ta,  Fransız marksist düşünür Louis Althusser‘ın başlattığı sav ile birlikte insan doğasının anlayışının var olmadığı tezi dünyada yaygın olarak olarak kabul edildiği bilinmektedir. Althusser’ın bu tezinin geçerliliğinin doğru olmadığını kanıtlamak için bazı çalışmalar da yürütülmekteydi. Bildiğimiz üzere insan doğası anlayışı, felsefe tarihinin önemli bir mevkisine sahiptir. Antik Yunan filozof Aristoteles ile doğan bu süreçte, Thomas Hobbes, İngiliz felsefeci, devlet teorisini “insan doğasının” “kötü” olmasına yorumlarken Cenevreli filozof Jean-Jacques Rousseau ise devlet, toplum yapısının insanın “iyi” olan doğasını değiştirdiğini vurgular. 17. yüzyılın en önemli İngiliz düşünürü John Locke ise biraz daha farklı düşünerek; insan doğasının eşit ve özgür olduğunu öne sürer.

Bu konuda yer alan ve bu tarz düşünürler “insas doğası”nın var olduğu farz ederek düşünce sistemini oluştururlar. Bu içerikçi antropolojinin ilk eleştiri temsilcisi Louis Althusser olarak bilinmektedir.

Makale Yazarı Onur Turalı

Düzce Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir