Kitap

Piyonun Son Hamlesi Üzerine

 

Lisa Unger

Kısaca Lisa Unger

Piyonun Son Hamlesi kitabının sahibi, Amerikan psikolojik gerilim yazarı, 26 Nisan 1970 yılında Connecticut eyaletinin ikinci büyük şehri olan “kasaba büyüklüğündeki” New Heaven’da doğmuş olmasına rağmen Hollanda, İngiltere ve New Jersey’de büyümüştür. Bilgisini vermeden geçemeyeceğim New Heaven’ın büyük bir kısmını Yale Üniversitesi’nin kampüsü oluşturmaktadır. Gençliğini Long Valley, New Jersey’de geçiren Unger, lisenin ardından Yeni Sosyal Araştırmalar Okulu’ndan -The New School for Social Research- başarıyla mezun oluktan sonra New York’a taşınmıştır. Şimdi ise kocası ve kızı ile birlikte Florida’da hayatlarına devam etmektedirler.

Yazarın internet sitesine şuradan ulaşabilirsiniz.

Lisa Unger’ın bir çok kitabı New York Times Best Seller listesine girmiş, milyonlarca kopya satmış ve 26 dile tercüme edilmiştir. Tabi ki bu dillerden biri de Türkçedir. Bu da bizim Lisa Unger’ın romanlarını okuma şansını yakaladığımız anlamına geliyor ki bu kaçırılmayacak bir fırsattır.

Piyonun Son Hamlesi

Öncelikle Lisa Unger’ı severek okuyan ve yazarın kitapları arasında Piyonun Son Hamlesi’ni favori romanım haline getiren ödülleri paylaşmak istiyorum:

  1. 2014’ün En İyi KİTAPLARI (Goodreads Choice Ödülleri Adayı)
  2. 2014’ün En Güzel Gizemleri (Sun Sentinel)
  3. 2014’ün En İyi KİTAPLARI (Süspansiyon Dergisi)
  4. AYIN EN İYİ KİTABI (Amazon)
  5. EN İYİ YENİLİK – Suçluluk Trilesi (2015 Gümüş Falchion Ödülü)

Yazarımızın ardından söz konusu olan kitabımıza geçelim.. Piyonun Son Hamlesi, içeriğini sırtında taşıyan bir başlık olsa gerek. Tek bir sayfasını bile sıkılmadan okuyacağınız psikolojik gerilim dalındaki en iyi; yazarın sizi olayların içine çeken özel gücü ile duygularınızı etkileyecek bir roman. Eğer çıkmaza girip, bir karakterin sorunlarını onun yerine çözmek istiyorsanız ve meşakkatli yolları karakterle birlikte aşıp, zorluklara onunla göğüs germek istiyorsanız başucunuzdan ayırmayacağınız bir kitaptır, Piyonun Son Hamlesi.

Psikopatların yaptığı şey tam da budur. Senin dilini, değerlerini, hayallerini ve korkularını öğrenirler. Sonra da senden istediklerini almak için bunları nasıl kullanacaklarını bulurlar.

Kimdir Lana Granger?

Ana karakterimiz, Lana Granger, psikolojik sorunları olan ve cinsiyet karmaşası yaşayan sır dolu genç bir kız. Çocukken yaşadığı şiddet dolayısıyla ruhsal çöküntü yaşamış masum bir insan. Tüm bunlara rağmen okul hayatında kendisinden beklenilmeyecek başarılar elde etmiştir.

Yazarın internet sitesindeki Lana Granger etiketlerine şuradan ulaşabilirsiniz.

Her şey nasıl başladı?

Olaylar Lana’nın annesinin vasiyeti üzerine -kendi ayakları üzerinde durabilmesi için- ve profesörünün de aracılığıyla 11 yaşındaki Luke adındaki bir çocuğa bakıcılık yapmaya başlamasıyla patlak verir. Luke da Lana gibi sorunlu bir çocuktur. Luke’un Lana’ya karşı oynadığı oyun bir satranç tahtasında başlayıp psikolojik bir savaşa dönüşmektedir. Lana Luke’un da kendisi gibi sorunları olduğunu öğrenince Luke’a ilgi duymaya başlar. Lana haberi olmadan girdiği bu oyunun haberi olmadan mağlup gelen piyonuydu ilk başlarda.  Sonrasında ise gelişen olayların hiçbirisini tahmin edemediğiniz gibi, hiç olmayacak dediğiniz her şey de bir bir gerçekleşmeye başlar. Fakat Lana’nın birtakım işlere burnunu sokmasıyla birlikte oyunun gidişatının farklı yollara sapması ve taşların yer değiştirmesi sonucunda son bir hamleyle mat olunur fakat oyun sonunda tek taraflı galibiyet yaşanmaz.

Bu delilik. Bizim normal bir hayatımız olmayacak mı? Olmayacak, dedim. Hayatımızdaki hiçbir şey hiçbir zaman normal olmayacak. Normal olmak istiyorsan yanlış insanı seçtin demektir.

Romanın içinde gibi hissetmek

İlk olarak olaylar hakkında kurduğunuz bütün teorileri yıkacak, psikolojinizi köşe bucak kovalayacak bir kurguyla karşı karşıyasınız. Bizleri Lana’nın beyninin içine misafir etmeyi çok iyi beceren yazar, olayları düşünmediğimiz yerlere çekmekle kalmayıp, kahramanla birlikte bizi de çıkmaza sokan bir olay örgünü oluşturmuş durumda. Sonlara doğru artan aksiyonla birlikte soluğunuz kesecek olayların da ardı arkası kesilmiyor. Psikolojik gerilimi sonuna kadar yaşayacağınız ve Lana Granger’dan daha çok kaygıya düşeceğiniz piskolojik gerilim romanı olan Piyonun Son Hamlesi, aklınıza kazınacak türden bir eserdir.

Roman hakkında yapılan en beğendiğim yorumlardan birisi ise Nancy McFarlane tarafından yapılmıştır:

“Son psikolojik gerilim Piyonun Son Hamlesi’dir. Derin, karanlık, çarpıcı, şok edici ve hayal edebileceğiniz diğer her şey. Anormal psikoloji alanındaki üniversite dersini bitirirken, Lana Granger’ın son derece sorunlu çocukluğundan saklanmak için çok uğraşan bir kız hikayesi. Aynı zamanda hayatındaki diğer insanların hikayesidir. Garip şartlar altında kayıp olan oda arkadaşı Beck, danışmanı ve profesörü Langdon Hewes ve Lana, Lana’nın yardım etmeyi umduğu rahatsız çocuk.”

Gözlerinin içine bakıp birlikte geçirdiğimiz ilk günden beri söylemeye can attığım kelimeleri fısıldadım. “Şah mat.”

Bence filmi çıkmalı mı?

Filmi çıkan kitaplar sosyal medya üzerinden göklere çıkartılıp herkes kitabı aldıktan sonra kitaplıkların veya çekmecelerin bir köşesine atılması takibinde o kitabın değerinin ne kadar düşeceğini olanak haile getirirsek -Bu her kitap için geçerli değil tabi ki. Özellikle fantastik kitapları bu genellemenin dışında tutmak gereklidir- bu kitabın filmi kanımca çıkmamalıdır. Asla hem de. Diğer kitapları bilemiyorum fakat özellikle bu kitap için kelimelerin verdiği duyguları veremeyen sahneleri olacaktır çıkarılan filmin. Amacım diğer kitapları yermek değil fakat bir sürü, filmini hak etmeyen kitap varken piyasada; Piyonun Son Hamlesi’ne bu hakaretin yapılmaması gerekir. Kısaca filmi çekilemeyecek nitelikte bir kitaptır Piyonun Son Hamlesi.

Makale Yazarı Onur Turalı

Düzce Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir