Kitap

Sherlock Holmes Nasıl Unutmuyor?

Önceki yazımızda Sherlock Holmes hakkında konu açılmışken, onun büyük hafızasının sırlarından bahsetmeden duramadım. Özellikle diziyi izleyenlerin daha çok duyduğu bir terim “Hafıza Sarayı.” Sherlock Holmes‘ün çevresinde bir sessizlik sağladıktan sonra, kendi zihni içerisinde kapıları açarak bilgilere gittiği o koskocaman evren. Tabii ki saray olmak zorunda değildi bu, küçük bir ev, bir bahçe, bir sokakta olabilirdi.

Ama bahsettiğimiz kişi Sherlock Holmes. Sarayı olmayacak da neyi olacaktı?

Hafıza sarayı tekniğinin diğer bir adı “loci metodu.” Çok eski zamanlara dayanmakta bu teknik, taa eski Roma’ya kadar. Basitçe bahsedecek olursak; Eski zamanlarda bilgeler yapacakları konuşmaları, kendi kitaplarının veya dini kitapların içeriğini unutmamak ve sürekli olarak akıllarında tutmak için kullanırlardı bunu.

Zihnimizin duru durağı olmadığını biliyoruz ama çalıştırmak için pek bir şey de yapmıyoruz. Aslına bakarsanız artık hafızamızı kullanmamıza bile pek gerek olmuyor. Doğum tarihlerini, toplantıları, yıl dönümü tarihlerini akıllı telefonumuza kaydedebiliyoruz. Alışverişe gitmeden önce lazım olanları bir kağıda yazsak bile resmini çekiyoruz. Veya hiç kağıda yazmaya uğraşmadan direkt olarak telefonumuza kaydediyoruz. Sınava çalışan öğrencileri saymazsak pek çoğumuz hafızamıza gerek bile duymuyoruz. Parlak ve değerli bir mücevherin bile bakımını yaptırmazsanız, er ya da geç ışıltısını kaybedecektir .Bunların sonucundaysa değerli hafızamız da  giderek paslanıyor, giderek sönüyor.

 

Hadi felsefeyi bırakalım da konuya geri dönelim. Hafıza Sarayı tekniğini özetleyecek olursak eğer, zihnimizin içerisinde bir mekan oluşturmamız gerekli. İlla yeni bir yer olmak zorunda da değil, şuan ki eviniz de olabilir böylesi daha da kolay. Daha sonra gözlerinizi kapatarak evinizi hayal etmeniz ve içerisinde gezmeniz gerekli. Tamamen zihninize oturması ve tüm detaylarıyla onu gözünüzün önüne getirmelisiniz. Sonrasında odanızdaki masanızı hayal ediyorsunuz ve hatırlamanız gereken şeyi görselleştirmeniz gerekiyor. Diyelim ki kırtasiyeden uç, duvarınıza not asmak için yapışkan kağıt ve bir de kalem almanız gerekiyor. Bu durumda gözlerinizi kapatıp odanıza gidiyorsunuz, masanızın üzerine dağılmış uçlar yerleştiriyorsunuz. Hemen üzerindeki duvara da yapışkan kağıtlar bırakıyorsunuz. Dağılmış uçların yanına da dik bir şekilde düşmeden duran bir kalem yerleştiriyorsunuz. Unutmayın, görsellik ne kadar tuhaf olursa zihninizde de o kadar çabuk yer eder. Sonrasında gözlerinizi kapatıp yeniden odanıza gittiğiniz zaman bunların orada durduğunu göreceksiniz.

Evet bahsettiğimiz örnek çok basit. “Üç tane şeyi aklımda tutamayacak mıyım?” dediğinizi de duyar gibiyim. Zamanla bu oda dolduğu zaman yeni bir oda açtığınızda ve o da dolduğu zaman bir başka oda açtığınızda anlayacaksınız. Bilgilerin hala duruyor olduğunu. Ucu çok açık. İsterseniz Pi sayısının tüm rakamlarını aklınıza sokun, isterseniz bir haritayı. Orası sizin hayal gücünüze bağlı.

Makale Yazarı Mert Akbıyık

Kendi kendine yazan, çizen, çoğunluktan farklı düşünen ve insanları pek sevmeyen kimse. Selçuk Üniversitesi – Gazetecilik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir