Yazarlar

Yüreği Yalan Aşkla Dolu İnsan – Franz Kafka

Franz Kafka o dönemde yaşadığı kötü hava şartları olsun, uykusuzluğu olsun gündelik hayatının ve duygularının bir kısmını eserine dahil etmişti. (Kitapta kendisiyle benzerlikler kurduğunu reddetmiştir)

Fakat öyküsünü(Dönüşüm) yazmaya devam ettiği süreç içerisinde sürekli olarak nişanlısıyla(Felice Bauer) mektuplaşmasına rağmen kitapta sevgiden eser yoktu. Her şey giderek soluyordu, kararıyordu. Tüm ilişkilerinde olduğu gibi!

Ayrıca mektuplardan da anlaşıldığı üzere Franz Kafka gerçek hayatta da tam anlamıyla boşluğa düşmüştü eserini yazarken.

Gerçekten  nişanlısı  Felice Bauer ile mutlu muydu? Seviyor muydu?

Kafka’dan Felice Bauer’a

“Öyküm uyutmazdı beni, ama sen düşlerle birlikte uykumu getiriyorsun.” 3.XII.12

Kafka – Felice

Uykusuzluğunu gideren gerçekten sevgilisiyle ilgili düşleri miydi? Yoksa bu sadece sürekli

olarak mektuplarında gösterdiği ve hissettirdiği karamsar havasını unutturmak için yazılmış basit, aldatıcı ve duygusuz iltifatlar mıydı?

Felice Bauer’i asla tam anlamıyla sev(e)mediğini hepimiz biliyoruz. Franz Kafka, yazdığı mektuplarla yalnızca kendisini kandırırdı. Fakat işlere gerçekçi bakmak gerektiğinde ve bu gerçeklikte üzerine düşeni yapması gerektiğinde (evlilik) her zaman duraksardı. Kısacası ‘sevgisi’ elbette ki gerçek değildi.

Kendisini böylesine kandıran birisi sevebilir miydi bir başkasını?

Aradığı neydi Kafka’nın?

Kendisini kabul eden ve tam anlamıyla kucak açan herkesi bırakmıştı. (Felice, Julie)

Fakat Milena’ya ise büyük bir tutku beslemişti. Elbette ki Kafka sevgisinin gerçek olduğuna inansa da(her ilişkisinin başlarında olduğu gibi) tüm bunlar kendisini kandırmaktan öteye gitmiyordu. Franz Kafka için Milena’nın bu derece önemli olmasının sebebi, onu reddetmesiydi.

Bir düşünelim…

Eğer her şey mektuplardan öteye geçebilseydi ve Kafka’nın bu sözleri etkileyebilseydi Milena’yı…

“Burada olmadığınızı söylersem aslında kendime deli demeliyim, O kadar kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki burada olduğunu…”

“Sen benim için saf, el değmemiş bir genç kızsın Milena. Senin gibi tertemiz, el değmemiş bir beyazlığı olan biriyle hiç karşılaşmadım ben…”

“Her tarafa ‘Milena’ yazdım, yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük bir coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum…”

Milena

Kucak açsaydı Milena ona ve onunla dolu bir hayata…

Franz Kafka ona “Sen benim tek sevdiğimsin” yazdığında boşanmayı göze alabilseydi. Nihayetinde diğer tüm kadınlarına yaptığı gibi, bırakır mıydı Milena’yı da? 

Yazımda Dora’ya yer vermedim hatta bu konuyla ilgili pek fazla fikir bile yürütme gereksinimi duymadım. Sebebine gelecek olursak Kafka Dora ile tanıştığında gerek duygusal, gerekse de fiziksel anlamda yorgun düşmüştü. Yaşı da artık ilerlemişti, gençliği geride kalmıştı. Kendince boşa çıkan sevgisi ve kabul etmek istemese de insanlara beslediği sahte duygular nihayet ağır gelmeye başlamıştı ona. Aradığı şey sevgi değildi. Sevmekte değildi. Sadece “Sevilmek”ti belki de? Dora ile yaşadığı şeyler çok daha yüzeyseldi.

Makale Yazarı Mert Akbıyık

Kendi kendine yazan, çizen, çoğunluktan farklı düşünen ve insanları pek sevmeyen kimse. Selçuk Üniversitesi – Gazetecilik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir